Yıllardır kimsenin Bozkır’a sahip çıkmadığından yakınılır. Birlik ve beraberlik içinde olamadığımızdan bahsedilip, organize olmuş ilçelerin sorunlarının nasıl çözüldüğüne bakıp imreniriz. İnsanları bir arada tutmak için bir çimento görevi gören derneklerimizin ve vakıflarımızın “Bozkır’a bir faydası yok ki…” diye dert yanarız. (oysa ki dernek ve vakfımızın öğrencilere verdiği burstan kimse söz etmez…)
Neredeyse her köyümüzün bir derneği olmasına karşın, faaliyetler ve etkinlik konusunda yetersiz kalındığı bir gerçektir. Bunun da en büyük sebebi ekonomik yetersizliklerdir.
Ruhsar hanım ile ayağa kalkan Konya Bozkırlılar Derneği, Burhan Yılmaz hocamla koşmaya hazırlanıyor. Konya’da yapılan birlik gecelerinin yanı sıra, geziler ve sosyal faaliyetlerde göze çarpıyor. Dernek yönetimi, Konya’da “ulaşılmadık Bozkır’lı kalmasın” düşüncesiyle Bozkır’lı bürokrat ve işadamlarını ziyaret ediyorlar. Bu ziyaretler sonucunda bilinmeyen hemşerilerimizin de isimleri alınıp, tanışma fırsatı buluyorlar. Artık Konya’daki Bozkır’lılar, Bozkır’lı olan iş yerlerini daha iyi biliyor ve mümkün oldukça kendi hemşerilerinden alışveriş yapmaya gayret ediyorlar. Derneğin diğer faaliyetlerini anlatmayacağım, bahsedeceğim konu derneğimizin başlattığı federasyon olma çalışmaları…
Tek tek ve ferdi olarak uzanılamayan yerlere ve tek tek gidildiğinde sonuç alınamayan sorunlara, federasyon olarak el atıldığında belirli bir güç olacağından, tek yumruk olmanın ne kadar faydalı olduğunu bilenlerdeniz. Bu tür oluşumları en güzel gerçekleştirenler, ilçelerine de her türlü hizmeti alabilenler olmuşlardır ve bunu en iyi Karadenizliler gerçekleştirirler. Bunun farkında olan insanlarımız, federasyon olmak için çabalıyorlarken, birileri yüzünü ekşitiyor. Bir güç oluşturmak, tek yumruk olmak, en azından bunun için çaba sarf etmek ve çabalayanlara hiçbir şey yapamıyorsanız saygı göstermek gerekmez mi?
İlçemizin içinde ve dışında bazı kişilerin federasyon, en azından platform olabilmek için çaba harcayan ve buna da hiçbir mecburiyetleri yokken vakit harcayan insanlara ve oluşuma karşı bir olumsuzluk ve hoşnutsuzluk sergilediklerini görüyorum. “Olmaz! Bu maya tutmaz, ölü doğum, havanda su dövmek vs..” gibi yıldırıcı kelimeler kullanmak yerine, “geçmişte de birileri bunu denedi ama olmadı inşallah bu defa olur. Desteklemiyorum ama engelde olmayayım, bakalım görelim” demeyi neden başaramıyorlar anlamıyorum.
Acaba birileri eski kafayla hareket etmeyi, Bozkır’ın küçük ve çaresiz kalmasını mı istiyorlar? Acaba birileri küçük olsun benim olsun mu diyor? Anlayabilmiş değilim.
Konya’da ya da İstanbul’da kurulan dernek ve vakıfların, öğrencilerimize burs vermeleri bile büyük bir hizmet değil midir? Bunun yanında oralarda yaşayan hemşerilerimizin bir araya gelmelerini ve birbirlerini tanımalarını sağlamakta bir fayda değilmidir? Tüm bunları yapan dernek ve vakıflarımızın üstüne, birde federasyon oluşumu içinde olup, birlik ve beraberliği sağlayarak, Ankara’ya sesini daha güçlü duyurmaya çalışmalarının kime ne zararı olabilir? Bu oluşuma olumsuz bakanlara diyorum ki; acele etmeyin bekleyin, bu çaba içindeki insanları bir tanıyın, ön yargılarınızla değil gözlüklerinizi çıkartıp bir bakın. Oluşumun gerçekleşmesi için dua etmiyorsanız bile, olumsuz düşüncelerinizle asmayın yüzünüzü… Bir şeyler yapmaya çalışan bu insanların şevkini kırmayın. Ben kendi adıma tüm destek veren dernek başkanlarımızı, belediye başkanlarımızı, iş adamlarımızı ve hemşerilerimizi tebrik ediyor, başarılı olabilmeleri için elimden geleni yapıyorum. Başarısız olunsa bile elimizden geleni yapmış olmanın huzuruyla yaşayacağım.. Ki başarısız olmak için hiçbir sebep yok ve doğru insanlarla yola çıkıldığına, başarılı olunacağına inanıyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, yollarının açık olmasını diliyorum.







